Yumurtalık kanseri, kadın üreme sisteminin önemli bir parçası olan yumurtalıklarda gelişen kötü huylu tümörlerin genel adıdır. Yumurtalıklar, kadınlarda hormon üretiminden (özellikle östrojen ve progesteron) ve yumurta hücresinin üretilmesinden sorumlu çift organdır. Yumurtalık kanseri, sıklıkla sinsi bir şekilde ilerler; erken evrelerde belirti vermeyebilir ve bu nedenle tanı çoğu zaman geç konur.
Yumurtalık kanseri, kadınlarda en ölümcül jinekolojik kanser türlerinden biridir. Bunun temel nedeni, hastalığın genellikle ileri evrelerde teşhis edilmesidir. Bu nedenle erken teşhis ve düzenli kontroller büyük önem taşır.
Yumurtalık kanseri, köken aldığı hücre türüne göre üç ana gruba ayrılır:
En yaygın yumurtalık kanseri türüdür ve vakaların yaklaşık %90’ını oluşturur. Yumurtalığı çevreleyen yüzeysel epitel hücrelerinden gelişir. Genellikle menopoz sonrası kadınlarda görülür.
Daha çok genç kadınlarda görülen bu tümörler, yumurtalıkta bulunan yumurta hücrelerinden köken alır. Çoğu iyi huyludur ve erken teşhisle tedavi şansı yüksektir.
Yumurtalıkta hormon üreten bağ dokulardan kaynaklanır. Nadir görülen bir türdür. Hormon düzeylerinde belirgin değişikliklere yol açabilir.
Yumurtalık kanserine neden olan kesin mekanizmalar tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı risk faktörleri hastalığın gelişiminde etkili olabilir:
Buna karşın, doğum yapmış olmak, emzirme, doğum kontrol hapı kullanımı gibi bazı faktörler yumurtalık kanseri riskini azaltabilir.
Adet ağrıları ve düzensizliklerinin birçok farklı nedeni olabilir. Yaygın nedenler şunlardır:
Yumurtalık kanseri, erken evrelerde belirti göstermeyebilir veya belirtiler genellikle başka hastalıklarla karıştırılabilecek kadar belirsiz olabilir. En sık görülen belirtiler şunlardır:
Bu belirtiler birkaç hafta içinde geçmiyor ve şiddetlenerek devam ediyorsa, mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.
Yumurtalık kanserinin teşhisi, genellikle detaylı fizik muayene ve görüntüleme yöntemleri ile başlar. Şüpheli durumlarda aşağıdaki tanı yöntemleri kullanılır:
Doktor, elle yapılan muayene ile yumurtalıklarda büyüme ya da kitle olup olmadığını değerlendirir.
Transvajinal ya da abdominal ultrason, yumurtalıkların detaylı görüntülenmesini sağlar.
Tümörün yayılımını ve çevre organlara etkisini değerlendirmek için kullanılır.
Özellikle CA-125 adı verilen tümör belirteci düzeyi ölçülür. Yüksek çıkması, yumurtalık kanseri şüphesini destekleyebilir ancak tek başına tanı koymak için yeterli değildir.
Kesin tanı koymak için gerekli olabilir. Yumurtalıktan alınan doku örneği patolojik incelemeye gönderilir.
Tedavi planı; hastalığın evresi, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve tümörün tipi gibi faktörlere göre şekillendirilir. Temel tedavi yöntemleri şunlardır:
lk ve en önemli basamak cerrahidir. Amaç, tümörün mümkün olduğunca çıkarılmasıdır. Genellikle şu işlemler yapılır:
Cerrahiden sonra kalan mikroskobik kanser hücrelerini yok etmek veya tümörü küçültmek için uygulanır. Çoğunlukla platin bazlı ilaçlar kullanılır. Bazı durumlarda cerrahiden önce de verilebilir (neoadjuvan kemoterapi).
Özellikle BRCA mutasyonu taşıyan hastalarda kullanılan PARP inhibitörleri, kanser hücrelerinin onarımını engelleyerek etki gösterir.
Yumurtalık kanserinde nadiren kullanılır; daha çok lokal kontrol amaçlıdır
Tedavi tamamlandıktan sonra, düzenli takiplerle hastalığın tekrarlayıp tekrarlamadığı değerlendirilir. Bu takipler genellikle:
belirli aralıklarla yapılır. Takip süreci, genellikle ilk 2 yıl sık aralıklarla, sonraki yıllarda ise daha seyrek kontrollerle devam eder.
Yumurtalık kanserini tamamen önlemek mümkün olmasa da riski azaltmak ve erken teşhis için şunlara dikkat edilmelidir:
Yumurtalık kanseri, geç fark edildiğinde agresif seyredebilir; ancak erken evrede teşhis edildiğinde başarıyla tedavi edilebilir. Bu nedenle kadınların bedenlerini iyi tanımaları, değişiklikleri önemsemeleri ve düzenli kontrollerini ihmal etmemeleri son derece önemlidir.
Unutmayın: Sessiz ilerleyen hastalıkları ancak dikkatli gözlem ve bilinçli sağlık takibi ile erken yakalayabiliriz.